
Türkiye'nin dört bir yanında kadın çiftçiler; bilgi, emek ve cesaretleriyle tarımın geleceğini şekillendiriyor. Kimi küçük bir tarlayla başladığı üretimi büyüttü, kimi ata tohumlarını yeniden toprağa kazandırdı, kimi ise kurduğu işletmeyle başka kadınlara istihdam sağladı. Bu sayfada yer alan hikâyelerin tamamı kamu kurumları, uluslararası kuruluşlar ve güvenilir haber kaynakları tarafından yayımlanmış gerçek kişi ve girişimlere dayanmaktadır.
Bu sayfada belirtilen üretim, yatırım ve istihdam rakamları, bağlantısı verilen kaynakların yayımlandığı tarihte açıkladığı verilerdir.

Altı Düveyle Başladı, Rekor Ağırlığa Ulaştı
Bolu'nun Mengen ilçesine bağlı Afşar köyünde yaşayan Ebru Erdoğan, Genç Çiftçi Projesi desteğiyle 2016 yılında büyükbaş hayvancılığa başladı. İşletmesini üç Charolais, bir Limousin ve iki Aubrac ırkı gebe düveyle kurdu. Yıllar içinde yetiştirdiği hayvanlardan biri bir tonun üzerinde canlı ağırlığa ulaştı. Erdoğan, bu girişimin kendisine ekonomik özgürlük kazandırdığını ve hayatında önemli bir dönüm noktası olduğunu belirtiyor.

Karakılçık Buğdayını Topraktan Sofraya Taşıdı
Arkeolog Gizem Demirbüken, İstanbul'dan Erzincan'daki köyüne dönerek ata buğdayı karakılçık üretimine başladı. Babasına ait arazide yetiştirdiği buğdayı geleneksel su değirmenlerinde öğüttü. Aldığı hibe desteğiyle kendi fırınını kurarak üretimin bütün aşamalarını tek çatı altında topladı. Karakılçık unundan üç farklı ekmek üreten Demirbüken, küçük ölçekli işletmesinde günde yaklaşık 300 ekmek üretmeye başladı.

Birlikte Üreterek Yerel Ürünlere Değer Kattılar
Gelincik Kadın Kooperatifi Başkanı Emine Özdoğan, kadın üreticilerin yetiştirdiği yerel ürünlerin işlenmesi, pazarlanması ve satışında kooperatif modelini geliştirdi. Kooperatif üyeleri sera ve lavanta bahçesi kurdu. FAO ve Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından düzenlenen agroekolojik tarım çalışmalarına katılarak iklim değişikliğine uyum, toprak sağlığı ve sürdürülebilir üretim alanlarında yeni uygulamalar öğrendiler.

Üniversiteden Mezun Oldu, Katma Değerli Tarıma Yöneldi
Uluslararası İlişkiler Bölümünden mezun olan Eda Halıcı, ziraat mühendisi babasının desteğiyle İznik'te on dönümlük arazi satın aldı. Bölgenin toprak ve iklim yapısını araştırarak katma değeri yüksek yaban mersini üretimine başladı. İlk hasadını yaptıktan sonra ürünlerini sosyal medya üzerinden doğrudan tüketicilere ulaştırdı ve Türkiye'nin farklı şehirlerinden sipariş almaya başladı.

Akademiden Köyüne Döndü, Kadınlara İstihdam Sağladı
Aynur Onur, ABD'deki akademik kariyerini bırakarak Burdur'un Kayalı köyüne döndü. Tarım projesini gerçekleştirebilmek için ABD'deki evini ve otomobilini sattı. Dedesinden kalan arazilerde lavanta, altın otu, tıbbi papatya, adaçayı, kekik ve biberiye gibi bitkileri susuz tarım yöntemiyle yetiştirmeye başladı. Bitkilerin yağlarını çıkaran bir tesis kurdu ve köydeki kadınları üretime dahil etti.

Çocukları İçin Kurduğu Çiftlikte Günde 1,5 Ton Süt Üretti
Eşini kaybettikten sonra üç çocuğuyla yaşam mücadelesi veren Fethiye Polat, TKDK desteğiyle süt üretim çiftliği kurdu. Toplam 2 milyon 544 bin liralık yatırım için 1 milyon 498 bin lira hibe aldı. Yüz baş kapasiteli çiftliği tam kapasiteyle çalıştığında günlük 1,5 ton süt üretimine ulaştı. İşletmesinde ayrıca bir aileye istihdam sağladı.

Küçük Bir Çadırdan Aylık Beş Ton Üretime
Serpil Yılmaz, aile bütçesine katkı sağlamak amacıyla istiridye mantarı yetiştiriciliği eğitimi aldı. Otuz bin liralık hibe desteğiyle 112 metrekarelik ilk üretim çadırını kurdu. Ürünlerini başlangıçta semt pazarlarında sattı. Talebin artmasıyla üç yeni üretim çadırı daha kurarak 500 metrekarelik alanda aylık beş ton mantar üretimine ulaştı. İşler büyüyünce muhasebeci olarak çalışan eşi de onun işletmesine katıldı.

2,5 Dönümlük Denemeyi 42 Dönümlük Üretime Dönüştürdü
ODTÜ İşletme mezunu Aslı Aksoy, kurumsal iş hayatını bırakarak Muğla'nın Yeşilçam köyünde kuşkonmaz üretimine yöneldi. İlk denemesini 2,5 dönümlük arazide yaptı. Üç yıl içinde üretim alanını 42 dönüme çıkararak yaklaşık 10 ton ürün elde etti. Köyde yedi kadınla başlayan üretim ekibi talebin artmasıyla 11 kadına ulaştı. İşletme ayrıca İyi Tarım Uygulamaları Sertifikası aldı.

100 Metrekarelik Seradan Bölgesel Üreticiye
Tarım işçiliği ve seralarda poşetleme yaparak çalışan Meliha Ceylan Çoban, aldığı destekle 100 metrekarelik kendi serasını kurdu. Domates, salatalık, biber, yeşil soğan ve marul yetiştirerek işini yıllar içinde büyüttü. Üretim alanını 2 bin 500 metrekareye çıkardı. Seracılıktan elde ettiği gelirle ailesinin geçimini sağladı; eşi de inşaat işçiliğini bırakarak üretime katıldı.

Temizlik İşçiliğinden Kendi Çiftliğine
Yıllarca otellerde temizlik işçisi olarak çalışan Nesrin Tokgöz, Genç Çiftçi Projesi desteğiyle hayalini kurduğu çiftliği kurdu. Aldığı destekle altı düve satın alarak yaklaşık üç dönümlük arazide hayvancılığa başladı. Kendi girişiminden sonra çevresindeki kadınlara da destek programını anlattı ve yedi kadının aynı projeye başvurmasına ilham verdi.

Arıcılıkla Çocuklarının Eğitimine Destek Oldu
Remziye Canbey, Van Gölü kıyısında yürüttüğü arıcılık faaliyetini TKDK desteğiyle büyüttü. 86 bin 817 liralık projesi için 43 bin 408 lira hibe aldı; yeni kovan ve ekipmanlarla üretim kapasitesini artırdı. Yılda ortalama üç ton bal üreterek ürünlerini İstanbul başta olmak üzere Türkiye'nin farklı illerine gönderdi. Arıcılıktan elde ettiği gelirle çocuklarının eğitim giderlerini karşıladı.

İki Hayvanla Başladı, Elli Başlık Çiftlik Kurdu
Rukiye Sarıgül, aile bütçesine katkıda bulunmak için iki büyükbaş hayvanla yetiştiriciliğe başladı. Hazırladığı projenin kabul edilmesi üzerine yüzde 60 hibe desteği aldı. İki bin metrekarelik alanda Avrupa Birliği standartlarına uygun bir çiftlik kurdu ve hayvan sayısını 50'ye çıkardı. Köyünde kadınların hayvancılıkta da güçlü işletmeler kurabileceğini gösteren örneklerden biri oldu.
Siz de tarım, hayvancılık, kooperatifçilik veya kırsal kalkınma alanında üreten bir kadınsanız hikâyenizi bizimle paylaşın. Anadolu Kadın Çiftçileri Derneği olarak emeğinizi görünür kılmak, deneyiminizi başka kadınlara ulaştırmak ve yeni iş birliklerine kapı açmak istiyoruz.